TÜRK HAVACILIK ÇALIŞMALARI /KURTULUŞ SAVAŞI 1919-1922 -3. BÖLÜM

Bu yazımızda, Türk ordusunun İstiklal Muharebelerindeki hava savunma kabiliyet ve envanterini anlatacağız.

 

KURTULUŞ SAVAŞI 1919-1922 TÜRK HAVACILIK SAVUNMA TARİHİ

1.Dünya Savaşı yenilgisi nedeniyle, Tür Tayyare Birliğindeki uçak filosu oldukça azalmıştır. Elde sadece 1. Dünya Savaşında düşmandan ele geçirilen, arızalı ve hasarlı birkaç tayyare vardır. Bu nedenle 1919’da hava kuruluşları küçültüldü, balon, uçaksavar ve meteoroloji kuruluşları kaldırıldı. 1. Dünya Savaşı’ndan kalan uçak döküntüleriyle İstanbul, İzmir, Konya Erzincan’da birer “Tayyare istasyonu” kuruldu. Cephelerden getirilen bu uçakların tekrar kullanılması için kurulan Konya Tayyare İstasyonu, ve Eskişehir Demiryolları atölyesinde ayrılan kısımda farklı uçak parçaları birleştirilerek, hatta demirci ve bakırcı dükkanlarındaki parçalardan yararlanılarak tayyareler meydana getirilir.

Tecrübeli Tayyare makinistlerinin çoğunun Anadolu’ya geçememesinden ötürü uçakların faal hale getirilmesi oldukça zordur. Bu güçlüğe bir de malzeme eksikliği eklenince yaşanan sıkıntı artar.

Gövde ve kanatları kaplamak için yerli dokuma bezlerden yararlanılırken, yüzeylerde kayganlığı sağlayıcı hemaik maddesi temin edilemeyince bir yöntem bulunur. Kaynatılan sığır jelatini ve patates kabuklarına kola ve yumurta akının eklenmesiyle elde edilen karışım bezlerdeki gözeneklerin kapatılmasında kullanılır. Bu karşım kayganlığı kısmen sağlasa da, nemli ve yağışlı havalarda irtifa kaybına yol açmakta, uçuş güvenliğini azaltmaktadır.

Büyük fedakarlıklarla hazırlanan tayyareler ile iki müfreze oluşturulur. Av ve keşif tayyarelerinden oluşan bir müfreze Uşak cephesine, diğeri Eskişehir’e gönderilir. Hazırlanan uçaklarla milli mücadelenin ilk hava birliğini komuta ederek bizzat hava harekatını başlatan kişi ise, 1. Dünya Savaşındaki Uçuşları ile iz bırakan Yüzbaşı Fazıl Bey olacaktır.

Fazıl Bey’in isteği üzerine, bölükteki tayyare gövdelerinin her iki yanına pençelerinde bomba taşıyan uçar durumda bir kartal resmi çizilir. Bu yüzden bu müfrezeye Kartal Müfrezesi adı verilir. Daha sonra ikinci bölük adını alacak olan Kartal Müfrezesi, Türk Hava Kuuvetlerinde amblem kullanan ilk uçuş birliği olur aynı zamanda.

Kartal Müfrezesi 1.ve 2. İnönü ile Kütahya Savaşlarında ve Sakarya Muharebelerinde büyük yararlılıklar gösterir. Yüzbaşı Fazıl Bey’in kumandasında Kurtuluş savaşının ilk uçuşunu, sivil pilot Vecihi Hürkuş’tur.  1. Dünya Savaşında Kafkas cephesindeyken uçağı düşürülen Hürkuş, tayyaresini düşmana teslim etmemek için yaksa da Ruslara esir düşmekten kurtulamaz. Esaret yıllarında Nargin adasından yüzerek kaçmayı başarır. Ardından batı cephesinde savaşan Hürkuş, Kurtuluş savaşının ilk ve son uçuşunu yapan pilot olarak tarihe geçer. Yıllar sonra adını ilk Türk uçağını yapan pilot olarak duyuracaktır.

Kartal Müfrezesi harp görevine Kula-Alaşehir yöresinin keşfi ile başlar. Demirci yöresindeki muharebelerde alçaktan uçuşla düşmanlara makineli tüfekler ile taarruz edilir. Simav’dan gelen Türk uçağı Demirci’de bulunan düşman birliğini ve birliğin ihtiyat kuvvetlerini bombaladı.

Savaşın ilerleyen safhalarında iki müfrezenin birleştirilmesiyle oluşan Garp cephesi tayyare bölüğü, keşif ve av uçaklarından oluşan dört tayyareye sahiptir.

Daha sonra çeşitli nedenlerle bu dört uçak da elden çıkınca bölük oldukça zor durumda kalmıştır. Bu sessizlik bir sevince dönüşecek ve Sakarya muharebesinde Yunanlılardan ele geçirilen uçak ile hüzün umuda dönüşecektir.

İsmet Tayyaresi, Sakarya Muharebesinin tek varlığı gibi o günkü muvaffakiyetle havaların da hakimi olmuştur. Sakarya Muharebe’sinde, düşmanın 20 uçağı olmasına rağmen, Türklerin iki uçağından biri olan İsmet Tayyaresi yaptığı keşif uçuşları ile savaşın kazanılmasında büyük rol oynar. Diğer uçak ise, Yunanlıların Kuş Adasında düşen uçağıdır. Pilotu karşılığında alınan uçak Yüzbaşı Fazıl Bey ve bir makinist ile birlikte Muğla’dan alınıp Sakarya Meydan Muharebesine getirilmiştir. Sadece iki uçağı olmasına rağmen Türk Hava Kuvvetleri, yaptıkları başarılı keşif ve manevralar ile ve taarruzlarla, düşmanda, sayıca fazla bir tayyare ordusu izlenimi bırakmıştır.

Başkomutanlık Meydan Muharebesi öncesi Hava Birliklerinin takviyesine büyük önem verilir. Satın alma yoluyla ve ganimetlerle sayısı artırılan tayyareler, Konya İstasyonunda bakımdan geçirilerek makineli tüfeklerin montesi ile silahlandırılır.

BÜYÜK TAARRUZ VE TÜRK HAVA BİRLİKLERİ

Başarılı keşif uçuşları sonucunda sunulan raporlar, cepheyi aydınlatırken, Spad  avcı uçaklarının cephe bölüğünü takviyesi sonucunda, Türk Havacılarının gökyüzündeki hızları ve manevra yetenekleriyle Yunan kuvvetleri üzerinde önemli bir etki yaratılarak düşman hava gücü bastırılır.

İzmir’deki uçakların antlaşma gereği sağlam olarak Yunanlılara teslim edilmesinden sonra, Türklerin elinde Erzurum’da çoğu Rus yapısı işe yaramaz 13 uçakla, Konya’da çoğu uçamayan 4 keşif ve 13 avcı uçağı kaldı. 23 Nisan 1920’de TBMM Hükümeti kurulduktan sonra, Anadolu’da bulunan saldırgan düşmanlara karşı yapılan savaşı düzenli ve disiplinli orduların kurulmasıyla yeni ve etkili bir döneme geçince, kaçıp gelen havacı personelden ve eldeki kırık-dökük uçaklardan yararlanma düşüncesiyle, Milli Müdafaa Vekaleti’nin 13 Haziran 1920 tarihli buyruğuyla Harbiye Dairesi’ne bağlı bir Kuvayi Havaiye Şubesi kuruldu. Şube, personel ve araç gereçlerin sağlanmasıyla uğraşacak, eğitim ve harekatı Erkan-ı Harbiye Reisliği yönetecekti.

 

Havacılarımız özellikle, Büyük Taaruzdan önce, Yunan kara kuvvetlerinin cephemiz ve gerilerinde yapmak istediği keşif faaliyetlerine önlemede büyük başarı göstererek, taaruz hazırlıklarımızın öğrenilmesine engel oldular Büyük Taaruz başladığı 26 Ağustos 1922 günü, cephe bölük komutanı Yüzbaşı Fazıl, Spad XIII uçağı ile bir Yunan Breguet XIV’ini indirmek sureti ile başarı gösterdi. Bu uçak sonradan elimize geçti. Tümüyle İstiklal Savaşı’nda, havacılarımız bütün yokluklara rağmen, verilen tüm görevlere başarıyla yerine getirerek büyük takdir topladılar. Erzurumlu Tüccar Nafiz Bey (KOTAN), 1920 yılında Ulusal Kurtu1uş Savaşı’nda İta1yan1ardan satın aldığı 4 adet Fiat-1 uçağını Türk ordusuna hediye etmiş, ayrıca 2 uçaklık da para vermiştir Uçaklar, İstanbul’dan uçurularak gizlice Anadolu’ya getirilecekti. İnebolu üzerinden Eskişehir’e getirilmesi planlandığı için Bolu yakınlarında bir alan yapılması gerekiyordu. Bu nedenle Ütğm. Sıtkı (TANMAN) ile makinist Ferit görevlendirildi. Birinci uçak İtalyan pilot tarafından gizlice İstanbul’dan havalandırılarak İnebolu üzerinden Bolu’ya getirildi ise de burada arızalandı. İkinci uçak ise, hava koşullarının elverişi olmaması nedeniyle Bolu’ya ancak on günde gelebilmiştir. Bolu’da deneme uçuşu sırasında iniş takımı ile pervanesi kırılmıştır. Bu iki uçak karadan Polatlı’ya sevk edilmişler, gemiyle getirilen yedek parçalarla onarıldıktan sonra 1921 Haziranını başında Birinci Tayyare Bölüğüne gönderilmişlerdir.

TÜRK HAVA KUVVETLERİNDE DÜNYANIN İLK SİYAHİ PİLOTU

Yüzbaşı Ahmet Ali ÇELİKTEN, Dünya tarihinin bilinen  ilk siyahi savaş pilotudur. (1883-1969)

Büyükannesi Osmanlı’ya Bornu’dan (günümüzdeki adıyla Nijerya) köle olarak geldi.

Annesi Zenciye Emine Hanım ve babası Ali Bey, Afrika kökenli Türk’tüler[6]. Ahmet, savaş gemisi kaptanı olmayı istedi ve 1904 yılında Haddehâne Mektebi’ne girdi. 1908’de, üsteğmen olarak (Mülâzım-ı evvel) mezun oldu. Daha sonra 25 Haziran 1914’te Yeşilköy’de kurulan Deniz Tayyare Mektebi’ne gitti ve orada Osmanlı Deniz Kuvvetleri’nin bir üyesi oldu.

1912 şubatında eğitimlerini alıp diplomalarıyla yurda dönen Fesa ve Yusuf Kenan Beyler, yurtdışında eğitim alacak diğer pilotlara da ilham kaynağı olur. Ardından sekiz kişilik gruplar halinde diğer pilot adayları da eğitim için Fransa’ya gönderilir. Aralarında, İzmirli Arap Ahmet Ali de vardır. Onu diğerlerinden ayıran özellik siyahi olmasıdır.

Arap Ahmet, dünya havacılık tarihine ilk siyahi pilot olarak geçecektir. Arap Ahmet, Birinci Dünya Savaşı’nda cephedeki yerini alır ve savaş süresince gösterdiği başarılarla dünya basınına konu olur. Ve dünyanın ilk siyahi pilotu unvanını elde eder. “The Otoman Army” kitabının yazarı David Nicole, onun hakkında birçok ifadeye ve anekdota yer verir: “Kanatlanan ilk siyahi kaptan” ve “Onun kanatlarıyla uçan Osmanlı” gibi ifadeler bunlardan sadece birkaçıdır. İzmirli Arap Ahmet, Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Kurtuluş Savaşı’nda da önemli görevler üstlenir.

1.Dünya Savaşı sırasında Preveze’den göçmen olarak gelen Hatice Hanım’la evlenen Ahmet Yüzbaşı’nın, beş çocuğu da eğitimlerini tamamlamışlardır. Kızlarından Neriman İngilizce öğretmeni, Müjgan avukat, oğulları Muammer ve Yılmaz ise babaları gibi havacı olmuştur. Astsubay olan Muammer Bey, Hava Kuvvetleri’nden emekli olduktan sonra Türk Hava Yolları’nda (THY) pilotluk yapmıştır. Şu anda hayatta olan en küçük oğlu Yılmaz da Hava Kuvvetleri’nden havacı astsubay olarak emekli olmuştur. Ailedeki tek pilotlar onlar değildir ve Ahmet Ali’nin pek çok akrabası da onun gibi meslek olarak havacılığı seçmiştir.

Please follow and like us:
RSS
Follow by Email
Facebook
Facebook
Google+
Google+
http://pazarlar-girisimler-firsatlar.com/?p=1435
YouTube
YouTube
Pinterest
LinkedIn
Instagram
TÜRK HAVACILIK ÇALIŞMALARI /KURTULUŞ SAVAŞI 1919-1922 -3. BÖLÜM

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

RSS
Follow by Email
Facebook
Facebook
Google+
Google+
http://pazarlar-girisimler-firsatlar.com
YouTube
YouTube
Pinterest
LinkedIn
Instagram