KOZMETİK MARKASI HELENA RUBINSTEIN VE GİRİŞİMCİLİK HİKAYESİ

Bugün dünyaca ünlü bir kozmetik / makyaj ürünleri markası olan Helena Rubinstein markasına ismini veren kadın girişimci, iş kadını Helena Rubinstein’ı ve işini kurarken karşılaştığı zorlukları anlatacağız.

25 Aralık 1872 tarihinde Polonya’da zengin bir tüccarın kızı olarak doğan Helena, Zürih’te tıp eğitimi almaya başladı. Okulda parlak bir öğrenci değildi ve okulu bitiremeyeceğini anlayarak yarım bıraktı ve Avustralya’daki amcasının yanına gitti. Babasının varlığını da arkada bıraktığı için Avustralya’da tamamen kendi girişimciliği ve ticari öngörüsüyle ilk iş kurma girişimlerine başladı.

Avustralya’da kadınların yüzlerinin tozdan ve aşırı güneşten hastalandığını ve bozulduğunu fark etti. Yanında getirdiği güneş kremleri kadınların dikkatini çekmeye başlamıştı. Bu arada kendisi bu kremin ticaretini yapabilmek için garsonluk ve dadılık yaparak para biriktirdi.

Helena, biriktirdiği paranın üzerine 100 pound da borç alarak ilk güzellik salonunu açtı. Creme Valeze adıyla satmaya başladığı kremi 10 penny’ye mal ediyor, büyük bir kâr ile kutusunu 6 şiline (1 şilin 12 penny) satıyordu. Yani bir kutudaki kâr marjı %620 civarındaydı.

Bu işi sadece Avustralya ile sınırlandırmak istemedi ve bu sektörü ve teknik detaylarını öğrenmek amacıyla eğitim almak için Paris’e gitti.

Bu sırada Amerikan yazar Edward William Titus ile evlenmişti. Ve Helena’nın işi için açtığı şubelerinin sayısı her geçen gün artıyordu. Artık Paris, Londra ve Yeni Zelanda’da şubeleri vardı.

1.Dünya Savaşının çıkmasıyla, Helena, eşi ve iki oğluyla birlikte Amerika’ya sığınmak zorunda kalırlar. Bu kötü şartlarda bile olsa dahi Amerika’da kendi fırsatını oluşturmayı başarmıştır. O dönemlerde Amerikalı kadınların çoğunun kozmetik bakım yaptığı söylenemezdi. Dolayısı ile Helena’nın işi için bakir bir ortam vardı.

İlk evliliğinden sonra ikinci evliliğinde kocası kendisinden 23 yaş küçüktü. Ve ikinci eşinin adına bir erkek kozmetik serisi çıkardı ve yine bu durumu da gelir kaynağına çevirmişti.

Oldukça hırslı olan Helena aynı zamanda cimriliği ile ün yapmıştı. 1. Dünya Savaşının sonrasında her ne kadar satış yapsa da eski varlığı gün geçtikçe azalıyordu. Ekonomik sorunlar ve kocasıyla yaşadıkları dışında bir de onun Alman yanlısı olduğunu iddia eden isimsiz mektuplarla da başı dertteydi.

Savaştan sonra Rubenstein Paris’e taşınır. 1920 yılına gelindiğinde Helena endişeleri yüzünden manik rahatsızlıklar geçirmeye başlamıştı. Ve daha sonra otobiyografisi olarak yayınlanacak kitabını oluşturan günlüklerinde kocasına yazmaya başlamıştı.

Özetle  Helena Rubinstein Vakfı’nı 1953 yılında, yatırımlarını kontrol etmek için kurdu. Aynı zamanda İsrail’e oldukça fazla bağışlarda bulundu.

Servetine rağmen çok cimri olmasıyla tanınıyordu. Bir yandan mücevher koleksiyonuna gözü gibi bakarken, diğer yandan 5 dolarlık pijamalar giyiyordu. Hatta evine giren ve Helena’da dahil olmak üzere evdeki herkesi bağlayan hırsızlara, ölümü göze alarak altınların ve mücevherlerin yerini söylememişti. Bir oğlunu kaybetmişti, geriye sadece diğer oğlu kalmıştı. Parlak zekası ve şansı, yaşadığı zorlukları en aza indirmişti. Her şeye rağmen arkasında 100 milyon dolar, vakıflar ve hala kadınların inanılmaz rağbet ettiği Helena Rubinstein markasını bırakarak 1 Nisan 1965’te New York’ta öldü.

Please follow and like us:
RSS
Follow by Email
Facebook
Facebook
Google+
Google+
http://pazarlar-girisimler-firsatlar.com/?p=1303
YouTube
YouTube
Pinterest
LinkedIn
Instagram
KOZMETİK MARKASI HELENA RUBINSTEIN VE GİRİŞİMCİLİK HİKAYESİ
Etiketlendi:                                     

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

RSS
Follow by Email
Facebook
Facebook
Google+
Google+
http://pazarlar-girisimler-firsatlar.com
YouTube
YouTube
Pinterest
LinkedIn
Instagram