OSMANLI DÖNEMİNDE HAVACILIK ÇALIŞMALARI-1.BÖLÜM

Bugün sizlerle Osmanlı dönemindeki havacılık çalışmalarını iki bölümde inceleyeceğiz. 19. Yüzyılda ve 20. Yüzyılın başlarında Osmanlı İmparatorluğunun hem sivil alanda hem de savunma kuvveti olarak havacılıkta ne tür gelişmeler olmuştu, bunları kısaca anlatmaya çalışacağız.

17.YÜZYILDA OSMANLI HAVACILIK ÇALIŞMALARI

17 ve 18. yüzyılda, Lagari Hasan Çelebi’nin 7 kollu bir roketin atış gücünden istifade ederek dünyanın ilk insan taşıyan roketini yapmasını ve yine aynı yüzyılda Hazerfan Ahmet Çelebi’nin Galata kulesinden başlayarak İstanbul Boğazı’nı uçarak geçme deneyimini hariç tuttuğumuzda,  Osmanlı’da sivil havacılık aslında ticari olarak 18. Yüzyılda yabancı uyruklu kişilerin balonculuk faaliyeti ile başlamıştır.

18. yüzyılın sonlarına doğru ordu teşkilatında roket kıtaları önemli hale geldi.19. yüzyılda kişisel denemeler hız kazandı. Oflu Uzun Hasan ve Oflu Veli Direko kuşlardan esinlenerek tasarladıkları planörlerle kısa mesafeli uçuşlar gerçekleştirdiler. 1861’de Bebekli Atıf Bey, tasarımını yaptığı, kanat, kuyruk ve pervane donanımlı uçakla başarısız bir denemede bulundu. Kendisi Sultan Abdülaziz’in tahta çıkışına rastlayan 26 Haziran 1861 günü kolej bahçesinden uçmuştur.

İLK ASKERİ HAVACILIK ÇALIŞMALARI

20. yüzyılın savaşlarla başlaması dünya havacılığına hareket kazandırdı. Son günlerini yaşayan Osmanlı İmparatorluğu da bu hareketten etkilendi. Özellikle İtalya 1911 yılında dünyanın ilk hava saldırısını gerçekleştirip, imparatorluk sınırları içerisinde yer alan Trablusgarp’ı bombaladı. Bu da, Dünya’da kendisine ilk hava saldırısının yapıldığı ülke olarak tarihe geçmesine neden oldu Osmanlı İmparatorluğu’nun. Bu saldırının sonucunda kişisel deneyimlerin ötesine geçemeyen havacılığın önemi devletçe anlaşıldı ve orduda havacı birliklerin oluşumu için resmi çalışmalar başlatıldı. İmparatorluk tarafından havacılık komisyonu kuruldu

Osmanlı’nın bröveli ilk pilotu olan Yüzbaşı Fesa Bey, 1911 yılında orduda pilot olmak için eleman arandığı adayların başında yer aldı. Yapılan sınavı birincilikle kazanarak Fransa’ya uçuş eğitimine gönderildi. 1912 yılında yurda döndüğünde Türk Silahlı Kuvvetlerinin 1 no’lu uçuş brövesi kendisine verildi. Fransa’ya uçuş eğitimine gönderilen tek pilot adayı değildi kendisi.

Pilot Yüzbaşı Fesa Bey

Millî savunma bakımından, havacılığın gelecekteki önemini gören Harbiye Bakanı Mahmut Şevket Paşa, konuyla yakından ilgilenmeye devam etmiş ve 28 Haziran 1911’de yapılan sınavda en yüksek notu alan Süvari Yüzbaşı Fesa ile İstihkâm Teğmen Yusuf Kenan Beyler, uçuş eğitimi için Temmuz 1911’de Fransa’daki Bleriot Fabrikası’nın uçuş okuluna gönderilmiştir.

Harbiye Bakanı Mahmut Şevket Paşa

Diğer yandan 1911’de, Kurmay Yarbay Süreyya (İlmen) Bey, havacılık teşkilatını kurmakla görevlendirilir. Türk Ordusu’nun ilk resmi havacılık kuruluşu da, Harbiye Bakanlığı, Fen Kıtaları Müstahkem Genel Müfettişliği’nin 2’nci şubesi bünyesinde “Havacılık Komisyonu” adıyla 1911’de faaliyete başlar. Türk Hava Kuvvetleri’nin temeli de atılmış olur. Böylece Türkiye, 1909- 1912 arasında askeri havacılık teşkilatlarını kuran ABD, Fransa, İngiltere, Almanya, İtalya, Avusturya ve Rusya ile aynı dönemde dünya havacılığındaki yerini alır.

Fransa’dan dönen pilotlar Fransa’dan satın alınan uçaklarla açılan Hava Uçuş Okulu’nda havacı yetiştirmeye başlamışlar daha sonra pilot ve bakımcı adayları Fransa ve İngiltere’ye eğitim maksadı ile gönderilmiştir. Avrupa’ya gönderilen heyet ise uçak, malzeme ve havacı personel temin edilmesi talebinde bulunmuştur.

YEŞİLKÖY TEYYARE OKULU

Mahmut Şevket Paşa, ardından 1912 yılında, Ayastefanos (Yeşilköy) ile Safraköy (Sefaköy) arasında kalan bölgeye ilk havaalanını yaptırdı. 700 metre genişliğinde, 1500 metre uzunluğundaki bu alanda iki tane de hangar bulunuyordu. Hemen ardından, Fransız R.E.P. firmasından satın alınan iki uçak hangarlara kondu ve ilk uçuş denemeleri yapılmaya başlandı. 3 Temmuz 1912’de, Yeşilköy’de Hava Okulu açılmıştı. Artık Türk ordusu, ilk havacı subaylarını yetiştiriyordu.

 

Ama bu dönemde, havacılık sanayinin gelişmesinde bazı sıkıntılarla da karşılaşılmıştır:

1912 yılında Ermeni bir vatandaşın uçak fabrikası kurma teklifi geri çevrilirken Fransa’dan Deperdesin, Almanya’dan Harlan, İngiltere’den Bristol uçakları alındı. Bu olay Osmanlı’dan günümüz Türkiye’sine kadar süregelen, dışalımın yerli üretime tercih edilmesine ilk örneği teşkil eder.

Fransız REP fabrikasında Türk pilot, marangoz ve makinistler tayyare mektebi kurmak üzere eğitildi, fakat maddi yetersizlikler ve de Balkan Savaşı’nın başlamış olması eğitimin tamamlanmasına engel oldu. 1912 yılında havacılık komisyonu tayyare okulu ve ordu tayyare teşkilatı için devletten ödenek istedi, Avrupa’da incelemelerde bulundu. Alman, İngiliz ve Fransız eğitmen ve teknisyenlerle anlaşıldı. Yıl sonunda 4 eğitim, 10 keşif ve bombardıman uçağı hizmete hazır durumdaydı. Siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle tayyare mektebi inşaatı durduruldu. Türkler’in uçaklarla katıldığı ilk savaş Balkan Savaşı oldu. Fakat teknik eksiklikler (yedek parça ve yakıt) ve tecrübe eksikliği uçakların görevini keşifle sınırladı.

BALKAN SAVAŞI VE HAVA KUVVETLERİ

Osmanlı Devleti, uçakları ilk defa 2. Balkan Savaşı’nda keşif ve bombardıman amaçlı kullanmıştır. Örneğin bu sırasında Üsteğmen Fethi Bey, “Osmanlı” adlı uçağıyla düşman hatları üzerinde bir saati aşkın keşfinde düşmanın yeni bataryalarını tespit etmiş, Çatalca Muharebeleri öncesinde de Feza ve Kenan beyler, Silivri civarında ateşe maruz kalmalarına rağmen iki saat süreyle keşif yaparak önemli bilgiler toplamıştır.

Fethi Bey’i kısaca tanıyalım. 1907 yılında Bahriye Mektebi’ni bitirdi. 1911 yılında gittiği İngiltere Bristol Uçak Fabrikası’nda aldığı havacılık eğitiminden dönünce yüzbaşı yükseldi. Bir süre İstanbul’da çeşitli gösteri uçuşları gerçekleştirdi.

Pilot Yüzbaşı Fethi Bey 

Balkan Savaşı’nın bitiminde 1913 yılında temel eğitimini tamamlayan pilot Ord. Prof. Dr. Ali YAR dünyanın ilk üç uçak mühendisinden biri oldu. 1914 yılında ilk hava postası taşındı ve aynı yılda Tayyareci Üsteğmen Mithad Nuri, “Vasıta-i Tayyare” isimli ilk Türkçe teknik havacılık kitabı yazdı. Rıza Bey ve Hayri Bey isimli otomobil teknisyenleri ise Tophane Askeri Fabrikası’nda basit bir uçak yaptılar ama bu uçak uçurulamadı.

Pilot Ord. Prof. Dr. Ali YAR

İSTANBUL KAHİRE SEFERİ

Balkan Savaşının acı hatıralarını silmek ve Türk Havacılığını tanıtmak için Harbiye Nazırı Enver Paşa, iki tayyarelik bir filonun Kahire’ye gitmesini kararlaştırdı. Bu yolculuğa Bleriot marka “Muavenet-i Milliye” uçağıyla, Deperdussine marka “Prens Celaleddin” uçağı katılmıştır. İstanbul’dan hareketle Eskişehir, Afyon, Konya, Ulukışla, Adana, Halep, Humus, Beyrut, Şam, Kudüs, El-Ariş, Port-Said, Kahire ve İskenderiye’den oluşan toplam 25 saat ve 2515 km’lik bir güzergâh üzerinden yürütülecekti.

Seyahat 8 Şubat 1914’de İstanbul Yeşilköy’den başlamıştır. Törene Enver, Talat ve Cemal Paşalar katılmıştır. Şam’a ulaşan Fethi Bey ve Rasıt Sadık Bey, Kudüs’e gitmek için 27 Şubat’ta Şam’dan havalanmışsa da, bir süre sonra uçakları Taberiye Gölü yakınlarında düşmüştür.  Osmanlı’nın ilk hava şehitleri olan Pilot Yüzbaşı Fethi Bey, Pilot Üsteğmenler Nuri ve Sadık Bey’lerin mezarları Şam’dadır.  Bu uçuşu tamamlamak için üç sefer daha gerçekleştirilmiştir.

8 Şubat 1914 tarihinde Sadık Bey ile birlikte Muavenet-i Milliye isimli Blériot XI/B XI/B uçağıyla İstanbul-Kahire uçuşuna başladı. Konya, Ulukışla, Adana, Humus ve Şam üzerinden Kahire’ye uzanacak bu hava yolculuğunun son etaplarında 27 Şubat 1914 tarihinde Şam’ın Taberiye ilçesi Şimiriye bucağı yakınlarında düşerek Türk havacılık tarihinin ilk kayıpları arasında yer aldılar. Mezarı Şam’daki Selahaddin Eyyubi Türbesi haziresindedir.

Mayıs 1913’te kurmay subayların rasıt (gözlemci) olarak yetiştirilmesi ve bağımsız bir rasıt (gözlemci) sınıfının teşkilatlandırılması için emir yayımlanmış ve havadan gözetleme ve eğitim programı oluşturulması için bir talimatname hazırlanmıştır.

6 Mart 1913 tarihli bir emirle Türk uçaklarının kanat altlarına milliyeti gösterme amacıyla ay yıldız çizilmiştir ki, bu dünya havacılığında bir ilktir.

Balkan Savaşları sırasında maddi ve manevi büyük sıkıntılar çeken Osmanlı Devleti, hazinede uçak alacak para olmadığı için halktan yardım toplamaya karar vermiştir.

Mahmut Şevket Paşa, hava gücünü artırmak için “Tayyare İanesi” kampanyası başlatmıştır. Mahmut Şevket Paşa 30, Sultan Reşat da 1000 altınla kampanyaya destek vermiştir.  Bu paralarla alınan uçağa “Osmanlı” adı verilmiştir. Serasker Rıza Paşa da kendi parasıyla alıp orduya bağışladığı uçağa “Vatan” adını koymuştur. Mısırlı Prens Celalettin de “Prens Celaleddin” adını verdiği bir uçak satın alıp orduya vermiştir. Yardım paralarıyla alınan ilk uçaklara “Meşrutiyet” ve “Ordu” adları verilmiştir. Halkın bağışlarıyla 103.483 Frank’a “Muavenet-i Milliye” adı verilen bir uçak satın alınmıştır.

OSMANLI’DA İLK KADIN UÇAK YOLCUSU

Osmanlı Müdafaa-i Hukuk-i Nisvan Cemiyeti üyelerinden Belkıs Şevket Hanım, 1 Aralık 1913’te Pilot Fethi Bey’in kullandığı bir uçakla İstanbul semalarında dolaşmıştır.

Bir sonraki bölümde, Türk ordusunun 1. Dünya Savaşı, Çanakkale Savaşı ve Kurtuluş Savaşındaki hava savunma kabiliyet ve envanterini anlatacağız.

 

Please follow and like us:
RSS
Follow by Email
Facebook
Facebook
Google+
Google+
http://pazarlar-girisimler-firsatlar.com/?p=1256
YouTube
YouTube
Pinterest
LinkedIn
Instagram
OSMANLI DÖNEMİNDE HAVACILIK ÇALIŞMALARI-1.BÖLÜM

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

RSS
Follow by Email
Facebook
Facebook
Google+
Google+
http://pazarlar-girisimler-firsatlar.com
YouTube
YouTube
Pinterest
LinkedIn
Instagram