TÜRKİYE OTOMOTİV TARİHİNE BİR BAKIŞ- OSMANLIDA OTOMOBIL KULLANIMI

Türkiye’de otomobil kullanımı Osmanlı İmparatorluğu’na, II. Abdülhamid dönemine dayanmaktadır. İstanbul trafiğine ilk arabayı dönemin Danıştay üyesi olan ve sonrasında Basra milletvekili olan  Züheyrzâde Ahmed Paşa ve Muzika-i Hümayın’dan Kaymakam Stavrolu sokmuştur.

İstanbul’a ilk otomobil Sultan II. Abdülhamid döneminde (1876-1909) girmiş ve İstiklâl Caddesi’nde, yani zamanın Cadde-i Kebir’inde bir dükkânın içinde sergilenen ilk otomobil aylar boyunca İstanbul halkının meraklı bakışlarına hedef olmuştur. 1888 yılında II. Abdülhamit’in Londra Elçiliği’ne emir vererek, İngiltere’den Robert Davidson tarafından imal edilen bir “elektrikli” araba sipariş ettiğine yönelik belgeler ve yazışmalar Osmanlı Arşivleri’nde bulunmuştur.

 

Deniz yoluyla İstanbul’a getirilen ilk aracın deneme sürüşünü de dönemin Maliye Bakanı’nın yaptığı ifade ediliyor. II. Abdülhamid’in otomobili Yıldız Sarayı’nda kendisinin denediği ve elektrikli arabayla küçük bir kaza yaptığı da iddia edilmiştir.

1905’te Yıldız Hamidiye Camii çıkışında bombayla öldürülmeye çalışılan II. Abdülhamid, bu olaydan dolayı, trafiğe motorlu araçların girmesine, kendi saltanatının sonuna kadar izin vermemiştir. Dolayısı ile 19. Yüzyılın son yıllarında İstiklal Caddesi’nde bir dükkânın vitrininde sergilenen otomobil, İstanbulluların büyük ilgisini çekmiş. Ancak, halk otomobillerin İstanbul yollarına çıkması için bir süre daha beklemek zorunda kalmıştır.

Ardından, Züheyrzâde Ahmed Paşa, Renault-Landaulet marka otomobilini Kalamış’taki köşkünün önüne çekmek zorunda kalmıştır.

Bir dönem sonra, devlet yetlilileri de otomobile binmeye başladı… Sadrazam ve bazı nâzırlara otomobiller tahsis edildi. Araçları en fazla konuşulan devlet adamları ise Sadrazam Mahmud Şevket Paşa (1913) ile Harbiye Nazırı Enver Paşa (1913) idi… Devrin Alman modasına uyarak Amerikan Ford’larına ve Fransız Renault’suna karşın, Alman Mercedes’ini tercih eden bu iki güçlü Paşa, işlerine gürültüyle ilerleyen otomobillerinin içinden halkı selamlayarak giderlerdi…

Otomobil merakı zamanla halka ve tabii saraya da yansıdı. Avrupa ve Amerika’daki otomobil fabrikalarından sultanlarla şehzadelere son moda üretimleri içeren kataloglar gönderilmeye başlanmıştı. Senelerdir israfa yol açtığından yakınılan atlı saltanat arabalarından, işte bu kataloglar gelince vazgeçildi ve Sultan Reşad’la Sultan Vahideddin, otomobille tanışan ilk ve son Osmanlı hükümdarları oldular…

İstanbul Gümrüğü’ne gelen ilk otomobiller büyük şaşkınlık yaratmış. Memurlar, kendiliğinden hareket eden anlamına gelen ‘zatülhareke’ adını vermişler. Ayrıca ‘atsız araba’, ‘şeytan arabası’ gibi adlar da takılmış. Aynı dönemde, Fransız Reji İdaresi’nin ısmarladığı otomobilin gümrükten çıkışı da sorun oldu. Üç sandık içindeki demonte otonun ne olduğu anlaşılmayınca, hükümete danışıldı. Hükümet, sokaklarının müsait olmadığı gerekçesiyle aracın geldiği yere iadesine karar verdi.

Bu çerçevede, ticari otomobillerden, motor gücü 12 beygire kadar olanlardan yıllık 6 lira, 12-20 arası beygir gücüne sahip olanlardan yıllık 10 lira, motor gücü 20 beygiri aşan otomobil­lerle bilumum otobüs ve kamyonlardan yıllık 15 lira belediye vergisi alınacaktı. Hususi otomobillerde bu rakamlar yüzde elli daha yüksek olacaktı. Yabancı uyrukluların otomobilleri de hususi otomobillerden alınan vergilere tabiydi. Resmi otomobillerden vergi alınmasına gerek görülmemişti.

Otomobillere ilişkin bir başka özellik de Galata Köprüsü’nden geçerken ödemeye mecbur tutuldukları ücretti. Buna göre, binek otomobillerinden 2 kuruş, ticari otomobillerin boş olanlarından 5 kuruş, yüklü olanlarından 20 kuruş ücret alınacaktı. Bu arada, köprüden sürekli olarak geçmek durumunda olan otomobiller için bir kolaylık düşünülmüştü: “Bu otomobil sahipleri aylık 150 kuruş peşin ödeyecekler ve karşılığında kendilerine bir ‘paso’ verilecekti.” Böylece, geçişlerde pasosunu gösterecek olan otomobil sahibi, her defa­sında bilet almak zorunda kalmayacaktı.

Kayıtlara giren İstanbul’daki ilk trafik kazası 28 Mart 1910 tarihinde İstanbul-Beşiktaş’ta meydana gelmiş. Kayıtlara göre kaza otomobilin bir yayaya çarpması sonucu yaşanmış. Ancak kaza ölümle sonuçlanmamış. İlk ölümlü trafik kazasının 26 Ocak 1912 tarihinde gerçekleştiği rivayet ediliyor. Buna göre İtalyan Büyükelçiliği’nde görevli Frederica Rasi isimli memur, Şişli Cami yakınında bir kişiye çarparak, ölümüne neden olmuş.

İstanbul’a oldukça geç giren arabalardan önceleri saray kadınları ve hastalar faydalanabilmiştir. Uzun süre erkekler hasta ve sakat olmadıkları müddetçe arabaya binmezlerdi.

Please follow and like us:
RSS
Follow by Email
Facebook
Facebook
Google+
Google+
http://pazarlar-girisimler-firsatlar.com/?p=1067
YouTube
YouTube
Pinterest
LinkedIn
Instagram
TÜRKİYE OTOMOTİV TARİHİNE BİR BAKIŞ- OSMANLIDA OTOMOBIL KULLANIMI
Etiketlendi:                                     

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

RSS
Follow by Email
Facebook
Facebook
Google+
Google+
http://pazarlar-girisimler-firsatlar.com
YouTube
YouTube
Pinterest
LinkedIn
Instagram